• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/uchisarlilardernegi
AHMET KUTLAR
Ahmet Misali URAZ
30/05/2012
 

 AHMET  MİSALİ URAZ

(1903-1942) 

   Ahmet Misali (Hicri 1319-Miladi1903 yılında) Uçhisar’da doğdu. Babası Hacı Mustafa Efendi, annesi Emine Hanım’dır.

 Misali çocukluğunda saz çalmaya çok hevesliydi. 5-6 yaşlarında iken süpürgeyi saz gibi tutar, çalma taklidi yapar türküler söylerdi. O devrin ağıtlarını aşıklarını dikkatle dinler, türkü ve deyişleri hemen ezberler hafızasına alırdı. Gençliğinde kendi yaptığı ilkel bir sazla çaldı söyledi ve sanatını ilerletti. Misali sonradan edindiği ve ölümüne kadar yanından ayırmadığı altı telli sazına sevdalı ve çok hakimdi. Sazını adeta konuşturur, dinleyenleri çoştururdu.

  Misali, iriyarı, gür sesli, alçak gönüllü, mütevazi ve fazla konuşmayan kendi halinde bir insandı, ancak sazıyla bulunduğu yeri neşelendiren, şenlendiren bir kişiliğe sahipti. Sağ bacağından rahatsız olduğu için, sağ elinden bastonunu hiç eksik etmezdi. 1920’li yıllarda Han Mahallesinden rahmetli HAYRULLAH Hocanın  bir kapısı sokağa açılan odası “Köy Odası ” idi(Sonradan Halk Evi oldu). Misali sık sık oraya giderdi. Çünkü orada Uçhisar’da bir adet olan Radyo vardı. Radyodan türküler dinler yurttan, olaylardan haberdar olurdu. Ayrıca Halk evinde misafir ve yabancılar hiç eksik olmazdı. Bilhassa akşamları sohbetler yapılıp misalinin sazı dinlenirdi. Halk evi sonradan, Belediye binası yapılıncaya kadar Hacı Beyin evine taşındı. Buranın da müdaimi yine Misali idi.  Her akşam Halk evine gelir, oradakilere çalar ve söylerdi. Belirli günlerde sıra odasına davet edilir ve orayı şenlendirirdi.

 Ahmet Misali, acıklı ve dokunaklı uzun havaları söylerken bile sazını bir oyun havası ritminde hareketli çalması, sazının sesini, kendi sesine uygun olarak düzenlemesi onun en belirgin özelliğidir.

 Misali 1920-1935 yıllarında bölgenin saz ve söz üstatlarıyla yakından ilgilendi. Sık sık onlarla bir araya gelip repertuarını genişletti. Bilindiği gibi Nevşehir bir bozlak yöresidir. Hacı Bey, Maraş Maraş dedikleri, Sivridağı gibi bozlaklar yanında, Çubuk uzun, Çekmecemin perçini, Kayabaşı, Aydos gibi havalar çalınıp söylenirdi. Bu yörede türküler ve uzun havalar orta Anadolu’nun tavrını ve özelliğini taşımaktadır.

 

      Aman kayalar merdin merdin,

      Haydi kimbilir kimin derdin

      Aman ağaçlar kalem olsa

      Haydi yazılmaz benim derdim.

         

 Diye başlayan Misali bir ressam gibi arazinin kayalık ve engebeli olduğunu, doğayı anlatıyor. Acılarını ve sosyal sıkıntılarını, dertlerini yazmakla bitiremeyeceğini bu mısralarla dile getiriyor.

 O yıllarda köy ve kasabalarda düğünlere aşık davet etmek adetti. Rahmetli Halit TAYGUN’un (Halit Çavuş) düğününe Refik Başaran ve Ahmet Misali davetli idiler. Düğünde geç vakte kadar saz çalınıp söylendikten sonra sohbet sırasında, Refik Başaran içkinin de verdiği cesaretli ben bölgenin en iyi saz çalanıyım, sazımı söyle konuştururum, böyle söylerim gibilerinden böbürlenip atıp tutunca, ozanımız Ahmet Misali cebinden çakı bıçağını çıkarıp sazının bütün perdelerini keserek, çalınması en zor olan türküleri ve oyun havalarını yine sesine uygun olarak çalıp söyledi. Bunun üzerine Refik Başaran “Üstat ben seninle saz üzerine yarış edemem” deyip köşesine çekildi. O günden sonra Refik Başaran’ında perdesiz çalıp söylediği anlatılır.

  1920-1945 yıllarında Uçhisar’lı Ahmet Misali ve diğer bağlama ustaları türkülerini Anadolu’nun her yerinde yaygınlaştırdılar. Bunlardan Ürgüp’lü Refik Başaran, Nevşehir’li Cafer Şerif Çopur, Ürgüp’lü Kamil, Nevşehir’li Mıstık Maviş’dir. Üç adet 78 devirli taş Plağı olan Ahmet Misali’nin  türküleri  TRT yurttan sesler repertuarındadır. Plakları piyasaya çıktığı günlerde Ankara ve İstanbul Radyolarından Nevşehirli Ahmet Misali’den anonsu ile  sık sık söylenirdi. 1941 yılında Mustafa Sarısözen, Halil Bedii ve  Rıza Yetişen’den oluşan derleme grubu  Kayseri, Niğde, Maraş ve Seyhan civarındaki Türkmen aşiretleri arasında derleme yapmış, 412 adet halk ezgisi derlemişlerdir. Bunlar arasında Uçhisar’lı Ahmet Misaliye ait.

1) Çocuk Gelin                             7) Elif

2) Aman  Felekde bir                   8)  Çiçek dağı ve ayağı                  

    daş attın                                    9)  Akşam oldu yine                    

3) Evel bahar                               10) Bahçe divarı

4) Sap yükledim ganıya               11) Memberi

5) Nafile                                       12) Kınalı parmak ne güzel

                                                           eller   

6) Tahdaları galındır

gibi on iki adet bestesi ve türküsü vardır. Yukarıda sayılan türkülerden başka birçok eserinin olduğu söylenir. Ancak bunları derleyen olmamıştır.

 Ahmet Misali 1934 yılında İstanbul’da ikamet eden abisi Mehmet Serhatlıoğlu’nu ziyarete gitti. Ancak yanında sazını götürmemiştir. Abisi kendisine iyi bir saz satın aldı. Çünkü orada yaşayan hemşehri ve akrabalar her gün Misaliye gelip sazını ve türkülerini dinleyip hasret gidermek istiyorlardı. Ozanımızı dinleyen müzisyen Kanuni ARTAKİ CANDAN Misali’nin sanatını, saz çalışını çok beğendi ve yakından ilgilendi. Tavsiyesi üzerine sazını taşıyan yeğeni Rıfkı Serhatlıoğlu ile önce Odeon Plak şirketinde, daha sonra Colombia ve Sahibinin Sesi plak şirketlerinde çalıp söyledi. Plaklarını dordurdu. Pehlivanlığa meraklı olan abisi, Misali’yi Kadıköy Kurbağalı Deredeki pehlivan kahvesine sık sık götürürdü. O Kahveye zamanın bütün pehlivanları gelirdi. Sanat sever baş pehlivan tambaracı Osman, Misali’nin saz çalışını çok beğenir mest olurdu. Misali İstanbul’da iken abisi sağ bacağındaki rahatsızlığını tedavi için Haydarpaşa Numune Hastanesine götürdü. İlgili doktorlara muayene ettirdi ise de tıbbi imkanların yeterli olmaması ve geciken rahatsızlık nedeniyle şifa bulamadı. Misali kardeşinin yanında üç ay misafir kalıp Uçhisar’a döndü.

 Misali gençliğinde Kırıkkale silah fabrikasında çalışırken sağ elinin baş parmağını hızara kaptırır. Parmağının ucu kopmuştur. Parmağını sararlar, daha sonra acısı geçmeden yanındaki arkadaşlarına “Hele bana sazımı verin” der. Sazı verirler ve o vaziyette çalar ve parmağın saz çalmasına mani olmadığını anlaşınca çok sevinir. 

  1937 yılında tedavi için Ankara’ya giden ozanımızı misafirperver hoş sohbeti ve kapısı herkese açık Rahmetli Mehmet Erenler (Kocamehmet) misafir eder. Hasta olan ozanımızla yakından ilgilenir. Ozanın muayene ve hastane işlerine refakatçi olarak Mehmet Akdemir’i görevlendirir. Ozanımız sağ bacağından rahatsızdır. Bastonla ızdırap içinde yürümektedir.. Mehmet Akdemir nezaretinde Numune Hastanesine giderler. Doktor ilk muayenesinde, herhangi bir darp hadisesiyle karşılaşıp karşılaşmadığını sorar. Misali ve Mehmet Akdemir darp kelimesinin anlamını bilmediğinden, göz göze bakışırlar ve öyle bir şeyin olmadığını söylerler. Doktor gerekli iğne ve ilaçları verir. Tedavisi uzun süren ozanın acıları çekilmez bir hal almıştır. Misali’nin Ankara’da olduğunu duyan hemşehriler her akşam Mehmet Erenler’in evinde toplanıp sohbet eder ve gençlik anılarını anlatırlardı. Bir ara söz eskiden oynanan  Arap Kızı (Sinsin) oyunundan konuşulurken ozanın aklına çocukluğunda bu oyunu oynadığı ve hatta sivri bir çubuğun bacağına battığı aklına gelir. Ertesi gün doktoruna gittiğinde başından geçen olayı anlatır. Doktorda benim darp dediğim de buydu deyip cerrahi  müdahale yapar ancak geç kalınmıştır. Batma  kemikte iltihap ve kemik erimesine sebep olmuştur. İki çocuk babası olan Misali genç denecek yaşta  1942 yılında Uçhisar’da Vefat etmiştir.

 Derleyen  ve  Yazan                                                                                                  

 Ahmet  Kutlar                                                                                                                                                                                                                        

                                                            

 KAYNAKLAR

 

1)      Rıfkı Serhatlıoğlu 1925 doğumlu (Yeğeni)

2)      Mehmet Akdemir 1924 doğumlu

3)      Şükrü Kutlar 1930 doğumlu

4)      Biyoğrafiler/Kaybettiklerimiz (Hasan Şahin)

5)      Muzaffer Sarısözen (Hayatı, Çalışmaları ve Derlemeleri)



2638 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GÜVERCİNLİK VADİSİ-UCHİSAR - 11/10/2014
Kapadokya bölgesinde güvercin ve güvercinliklerin en yoğun olduğu Uçhisar Kalesi
UÇHİSAR'DAN BİR EFSANE (Mahsen Hanım Efsanesi) - 24/03/2014
Uçhisar’da bir zamanlar Ağanın Kalenin dibindeki bir evde mutlu ve zengin bir aile yaşardı;
SIRA ODASI - 30/05/2012
Anadolu’muzun hemen hemen bütün bölgelerinde diz boyu karlı, soğuk kış geceleri sıra odaları ile renklenir.
UÇHİSARLI BAŞARAN - 30/05/2012
Asıl adı Şükrü Atay olan Başaran genç yaşta bağlama çalmaya başlar;
CİCİ AHBAB - 30/05/2012
1904 yılında Uçhisar’da dünyaya gelen “AHBAB” ailesinin tek çocuğudur