• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/uchisarlilardernegi
MEHMET ATILGAN
mehmetatilgan47@gmail.com
UÇHİSAR İÇİN (2)
03/01/2012

UÇHİSAR İÇİN
(2)

Efkar basar bazen içinizi, yüreğinize taş gibi oturur. Koltuğunuzda bir noktaya bakarken sinema şeridi gibi akıp geçen olaylar, özlenenler yüz ifadenizde değişimler yaratır. Kah gülümser kah göz pınarlarının taştı taşacak halini yaşarsınız. Tüm bunlara sebep herhalde sevdiklerinizdir. Sevilmeyenler az hatırlanır o da, hemen unutularak başka alemlere geçmeyi sağlayacaktır.


Olayların oyuncuları da yine insanlardır. Sizdeki ruhsal değişimin sebebi yine onlardır. Her şey onlar için ve temellidirler. Hüzün dolu bir şarkıda, insanlık değerlerini zorlayan her olayda onlar hatırlanır. Göz yaşlarınızın temeli, kahkahalarınızın özüdür onlar. Unutulanlar vardır. Arada bir hatırlananlar, hani küçükken başınızı okşayıp, aferin demiştir. Cebinden bir avuç leblebi doldurmuştur avucunuza, daha çok da kuru üzüm. Yılların içerisinden geçerken o insanların görünmez olduğunu, kaybolduğunu görürsünüz. Çoğunun rahmetlik olduğunu duyar, dualarla anarsınız. Öyleleri de var ki, her efkarınızda hayallerinize oturan, duygularınıza ortak, yüreğinizi yakıp göz yaşlarını davet edenler: Anne, baba, kardeş, evlat.

Neden efkarlıdır bu insanlar? Sebep terk edenler midir? Bu, çok nadir bir durum. Öyle olsa, hatırlanmazlar, unutulanlar arasındadırlar. Benim duygularıma, sırlarıma ortak olacaklar sevdiklerim olacaktır, hem de candan. Neden bu efkar sorusuna dönecek olursak. Cevabımız çok kolay: En yakınımdakiler, paylaşamadıklarım, dost bildiklerim, sürekli ilişki halinde yaşadıklarım. Neden böyle oluyor diye sormamak gerek. İnsanlık tarihi böyle yazıldı. Daha yoğun olarak.


O halde efkarlanmak niye, bir nevi pişmanlık mı yaşıyoruz. Hemen şimdi, çevremizi, sevdiklerimizi anımsayalım ve olabildiğince kucak açalım onlara. Böylece her ilişkide olduğumuz kişiyi veda sonrası anarken, sevgiyle, göz yaşı ile coşkuyla anabilmek için. Unutmadan, her yalnızlığımızda yanımıza alarak.

* * *

Önümde 1969 yılında basılan "Uçhisarlılar Derneği Hemşehriler Albümü" duruyor. Sayfalarını çeviriyorum; Av. Fethi Turfan ilk olarak çıkıyor karşıma. Fiziksel engelli haliyle canlanıyor gözlerimde. Canla başla, derneğin ayakta durması için verdiği mücadele ile hatırlatıyor kendisini. Sonra o efendiler efendisi Durmuş Uzun Ağabey. Öğrencilik yıllarımda bana çalışma disiplini, sabır ve en ince ölçülerde insan ilişkisini öğreten insan. "Her sorununuzda ben yardıma hazırım" diyen, insan için bıkmadan usanmadan koşturan güzel insan Mehmet Erdoğan. Masanın kenarına eğilerek "köyde ne var ne yok" diye sorup Uçhisar'ı her yönüyle konuştuğumuz baba dostu, Ahmet Bilal Özay. Acemi acemi yürütmeye çalıştığım derneğin muhasebe işlerini danıştığım, canla başla en efendi haliyle yardımcı olan Raşit Gümüş. Adını sayamadığım daha pek çok değerli ve sevgili insanlar. Hepsine de, rahmet dileklerimi ve saygılarımı sunuyorum. Dernek Başkanımız, o gün de esprileri ile hoş vakitleri paylaştığımız saygıdeğer ağabeyimiz Ömer Saka'ya uzun ömürler diliyorum.


Onlardır değerli, zaman zaman insanı efkarlandıran, hemşeri canlısı insanlar, unutulmayanlar. Onlardır, Ankara'da ilk kuşaktan Uçhisarlıların simge isimleri. Hemşeriler ne kadar birbirlerine tutkun, düşkün ise onların öncülüğünde olmuştur. Olmasa n'olurdu? Olanda ne varmış gibi yaklaşımları ve sözleri duyar gibi oluyorum. Böyle düşünenler önce kendilerini bir değerlendirsinler, Bir Uçhisar'lı olarak Uçhisar için ben ne yaptım, ne yapıyorum diye kendilerini bir sorgulasınlar ama bunu tarafsız bir bakışla yapsınlar biz her şeye razı oluruz.


Değerli üyelerimiz, hizmet sınır kabul etmez, ne kadar yaparsanız yapın yetersizdir. Bunda ölçü anlayışlarda, sevgide başlar, hiçbir şey yapmayalım, duygularda sevgiyi,tutkunkluğu yaşayalım o da bir anlamda yeterli olabilir ancak, ara sıra bir araya gelmemiz, bakışmamız, konuşmamız, "gözden ırak" duruma düşmememiz gerekir. Her şey bir tarafa, öğrenci yardımlarına maddi ve eşgüdümsel katkılarımız küçümsenecek şeyler değildir. "Ben etkinliklerimizde hassasiyet gösteren hemşerilerime nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum." Uçhisar bizim öz vatanımız. Her Uçhisarlının bu vatana ve bu vatanın insanlarına karşı sorumlulukları vardır. "Herkes sorumluluğunda titiz olsa yaşam daha da kolaylaşır, dünyada sorun kalmaz."


Aynı yıllarda dolaşırken, Uçhisar bizi sinesine çekiyor ve o günün güzelliklerine bakarak Uçhisar'ın simgelerini yakalamak istiyoruz.


Cici Ahbap geliyor gözlerimizin önüne. Siz hiç konuşmadan sürekli gülen ve yaşamını bu şekilde tamamlayan bir insan gördünüz mü? Görmemişinizdir. İşte konuşma yetisi olup konuşmayan ve bir kişiyi bile incitmeyen insandır o. Herkesin sevdiği sadece çocuklardan rahatsızlıklar yaşayan bir insan. Uçhisar için simge gösterilecekse bu olmalıdır denilebilecek birisidir o.


Sonra hocalar hocası sevgili öğretmenlerimiz, İsmail Ülkü, Hasan Arısoy geliyor gözlerimizin önüne. Sonraları takdir ettiğimiz, bizleri hayata hazırlayan çabaları ve akıl dolu yönlendirmeleri ile. Kasabamızda iz bırakan uygulamaları ile belediye başkanları. Kişilik ve inanç temelinde söz ve davranışları ile örnek alınan hocalarımız. Özü yarenlik olan Memiloğlu, Mahmut Nedim şakalaşmaları. Dillendiremediğimiz daha nice değerler. Bunlardır memleketimizin simge insanları. Yaşam zaman içerisinde nöbet değişimi ile devam edecek yeni yeni simgeleri yaratacaktır.


Dünyanın bilincinde olan yöresidir Kapadokya. Gözlerin üzerinde olduğu yöresidir. İnsanlar görmek, o hayal aleminin içerisinde bulunmak için can atmaktadır. Yörenin en göze batan bölgesi de Uçhisar'dır. Uçhisarlı olarak bunun farkında olursak hem bölgemiz için hem de insanımız için geleceğe umutla bakabiliriz. İşte bu durum her hemşerimize ağır bir sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumluluğun Uçhisar sevgisine temel olmasını diliyoruz.
Simge konumunda olan insanlardan söz ederken, doğal yapının göreni bir daha bakmaya zorlayan yerlerini görmemek hiç olmaz: Varlığı ile kasabaya isim olan, Kapadokya'nın en yüksek noktası, balonların ve çevre peri bacalarının kıskandığı "Ağa'nın Kale". "Güvercinlik Vadisi,"asırların içerisinden bu günlere farklı kültürleri taşıyan tarihi kalıntılar. Yöresel ürünlerin ayrıcalıklı özelliği ile değişik lezzetleri sunmada tanıdığı olanaklar. Bütün bunlara ek olarak sunduğunuz, insan potansiyelinin iyi kullanıldığı hizmetleriniz.
Her biri birer simgedir Uçhisar için.


Ürgüp'ün turistik ve tarihi konumu ile kasabamızın bu anlamda olanakları mukayese bile kabul etmeyecek şekilde lehimizedir. Yabancı, Nevşehir'den çok Ürgüp'ü tanır. Anlatılır; "Ürgüp'lü esnaf elinde bulunmayan malı komşusundan bulabileceğini önerirken," çevre yerleşim yerlerinde; "burada bulabilmeniz zor, Kayseri'de ya da Nevşehir'de ancak bulabilirsiniz" şeklinde yönlendirilmede bulunulduğu. Ürgüp'ün başarısının sırrı burada olsa gerek: İyi niyet, iyi insan ilişkisi ve gerçekçi bir turizm anlayışı.


Uçhisar'ın helva yapmak için her türlü malzemesi vardır. Bunlar iyi bir planlama ile kullanılırsa ve özellikle halkın katılımı da sağlanarak uygulanırsa en kısa sürede Uçhisar Kapadokya bölgesinin merkezi olma konumunu yakalayacaktır.
Uçhisar için ne yapılabilir, sonraki yazılarımızda açıklamaya çalışacağız. Bunlar bilinen şeylerdir. Düşüncelerimiz, bilinenleri kuvvetlendirir, destek olur düşüncesi ile yapıyoruz. Uçhisar'a küçücük de olsa katkıda bulunmak, ona karşı görevimizi bir nebze olsun yerine getirme anlamında değerlendirilmelidir.
Tüm hemşerilerimin yeni yılını candan kutluyor, 2012 yılının Uçhisar için en başarılı yıl olmasını diliyorum.


Mehmet Atılgan

OCAK-2012



2532 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

TEŞEKKÜRLER     03/01/2012 16:52

Mehmet Abi tüm özlemleri anlatan harika bir yazı. Eline diline sağlık. Geçmişin güzelliklerini gelecek kuşaklara taşımak, işte dernekçilik budur diye düşünüyorum. Saygılar sunarım...
ABDULLAH OKKIRAN

Yazarın diğer yazıları

ÖYKÜLER- 5 (KUTSAL IŞIK) - 03/04/2017
Köylerinin üç tarafı aynı yükseklikte üç dağ ile çevrili idi. Köyden birileri düşündüler
ÖYKÜLER 4 - " ACI HAYAT" - 26/10/2016
İsteksiz bir ruh hali adeta çökmüştü üzerine. Anımsadıkları,bir duygu boşalmasını tetikliyordu.
UÇHİSAR İÇİN - 15 "Masalcı Teyze" - 30/03/2016
“ Bir varmış, bir yokmuş Bunun demesi pek çokmuş Evvel zaman içinde,
ÖYKÜLER -3 (KORKU) - 01/02/2016
Yanında tek dostu olarak bildiği arkadaşı ile söve taşının kenarına oturmuş, sokağın görünen en son noktasında beliren kişileri izliyordu. Arkadaşı her gün olduğu gibi
İZMİR BULUŞMASI- Rüya Gibi - 03/11/2015
Cep telefonunun sadece öngörülebildiği, televizyon yayınlarının siyah beyaz olarak ve programlı yayımlanabildiği yıllardı
OLMAZ OLMAZ -4 (Yeniden Anılar) - 10/06/2015
Dağcılık ya da maraton koşusu denebilir… Zaman, yaşamın sorumlulukları ile baş başa kaldığımız yıllar
TORUN - 20/04/2015
Anne baba, ağabey v.d. yani büyüklerin tamamı, çocuk yaşı denilebilecek çağımızda kişilik oluşumunun gerçekleşmesinde yardımcı ve tamamlayıcı öğelerdir diyebiliriz
KAYGI VE UMUT - 28/01/2015
Kar atıştırıyordu. Öncesi yağmurla başlayan, sonrasında her bir tanesi kolayca seçilebilen tiftmiş pamuk yumakçıkları.
UÇHİSAR İÇİN (14) - KALANLAR VE GİDENLER - 26/11/2014
Yıllar öncesi yaşananlar anılar olmuş, unutulanlar yok artık ama unutulmayanlar hayal dünyamızı süsler dururlar
 Devamı