• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/uchisarlilardernegi
MEHMET ATILGAN
mehmetatilgan47@gmail.com
(02) HEMŞERİ-UÇHİSAR
11/05/2011
                                    HEMŞERİ    -    UÇHİSAR          

Adem ile Havva’dan başlayarak yaşamı anlamlandıran, güzelleştiren, duygularda yaşama sevinci yaratan unsurların en başında geleni; İletişimdir, insan ilişkisidir.    

 

Maddi zenginliğin, kazanmanın kişide yarattığı hoşnutluk, psikolojisini olumlu etkilerken, büyük oranda kararlarına ve ilişkilerine de yansıyacak, kendisinin ve muhatabının ruh hali olumlu yönde oluşabilecektir.      

Sevginin, mutluluğun, yaşamı anlamlı kılan her şeyin temelinde iyiliğin, güzelliklerin, iyi insan ilişkilerinin yattığını her birey bilir. Çeşitli söylemlerinde de bunu dile getirir ama uygulanmasında yaşanan engeller istenileni elde etmeyi zorlaştırır.          

Komşu komşu ile anlaşmazlık yaşar. Ortaklar iyi giden işleri sonlandırma kararı alır. Can ciğer iki arkadaş birbirinin yüzüne bakmaz olur. Akrabalar kanlı bıçaklı hale gelirler.         

İlişkiler çoğunlukla bu şekilde yürümüyor kuşkusuz. Çok iyi ölçülerde komşuluk ilişkisi yürütenler. Birlikte hareket etmenin bilincinde olarak işlerini sağlıklı yürüten ortaklar var. Kardeş gibi dostluğu en uç noktalarda yaşayanlar, aynı çatı altında bir aile gibi sağlıklı ilişkilerini aksatmadan yürüten akrabalar var.          

Tabii ki, bunlardır örnek alınanlar, imrenilenler, yaşamın gereğini en güzel biçimde yerine getiriyorlar, görüşüne muhatap olanlar.              

İlişkilerin topluluklar, ülkeler düzeyinde yürütüldüğü, tarafların kendi insanlarını düşünerek hareket ettiği, daha az sıkıntıların yaşandığı bir yaşama biçiminin oluşturulması için olanakların artırılması çabasının taraflarca olağan karşılandığı bilinir. Tüm avantajların karşılıklı olarak kullanılmasının, bunun için, ilişki içerisindeki toplumların anlaşma ve rıza gösterme çerçevesinde bir ön anlayışa sahip oldukları önceden bilinmektedir.

Her ne kadar, daha fazla kazanım düşüncesi iki tarafa hakimse de nerede durulması gerektiğinin de bilincindedirler.  Öz çıkarını iyi bilenler, kendi zararına olacak konulardan ödün vermeden, karşı tarafın da hak ve hukukuna saygı göstererek sağlıklı bir anlaşma ve sonuç almak için olabilecek olumsuzluk ve haksızlıkları da önleyeceklerdir.      

Her birey ve her toplumun kendisine örnek aldığı kişi ve toplumların varlığı doğal karşılanmalıdır. İşte, onun izinden yürüyen insan, her yönüyle ideal koşullarda yönetilen ülke. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek olmayabilir. Kendi çıkarlarına sahip olup, her koşulda kendi hak ve özgürlüklerini koruma yolunda hareket etmenin sonucu, tüm kesimleri mutlu eden başarının elde edilmesi olabilecektir.      

Bir tek bireyin dahi, sorunsuz, mutlu ve geleceğe güvenle bakarak yaşayabilmesinin, insanların bu anlayışla bir araya gelmelerinde arayan, özellikle çağdaş ülkeler, İnsan Hakları Beyannamesini hazırlayarak uluslar arası konsensüs sağlamaya çalışırken her toplumu iyide, güzelde bir araya getirmeye çalışmaktadırlar. Uluslar arası anlaşmalara aykırı iç mevzuat düzenlenemeyeceği ilkesi ile de bu konudaki gecikmelere ve organizasyonlara yaptırımı gerektiren şekilde çeki düzen verilmektedir.

Böylece, toplumlara özel olarak geçmişten bu güne uygulanmakta olan ve insanların bir kısmına yarar sağlarken öbür kısmını rahatsız eden kurallar, düzenlemeler de çağdaş, kabul edilebilir ölçülere çekilebilmektedir. 

Bireyin ya da belli bir kesimin öz çıkarlarını bir tarafa bırakabileceksek, iyi niyetli ve insan olgusunu unutmadan mevcut koşulları düzenleyerek geleceğe bakmak zorunlu ise işimiz, zannedildiğinden de kolay yürüyebilecektir. Toplumların yönetilmesinde, iyiliğe güzelliğe taşınabilmesinde kilit nokta burasıdır.           

Yasama organına düşen, bu anlayış ve yaklaşımla her yaptırımı olan; Yasa ve düzenlemeleri bu ölçülerde yaşama geçirmesidir.            

Bireyin uymak zorunda olduğu yasalar bu hali ile geniş kitlelerin sahip çıktığı düzenlemeler olacak, uygulanması ile ideal rejim demokrasi, sağlam temellere oturacaktır. İnsanına doğru yönü gösteren yasa aynı zamanda demokrasinin el kitabı niteliğini kazanacaktır.           

Devletler arası ilişkilerde tarafların bilinci ve iyi niyeti olumlu kararların alınmasını sağlarken, insan ilişkilerinde yaşanan anlaşmazlıklarda , sağlıklı ve çağdaş bir yaklaşımla hazırlanan ve her bireyi bağlaması gereken ilke ve kurallara bağlı kalmak, esas olmalıdır. “Kişi mağdur olduğunu zannettiği konularda kurallar önemlidir, yaklaşımını ve anlayışını gösterebilmelidir.” Her koşulda , yargı, hakem umudu canlı tutulmalıdır.           

Böyle bir organizasyonu, insanlarını eğiterek oluşturabilen toplumlar, medeniyetin içerisinde yer almış olanlardır. Başkalarının haklarına, kendi zararları pahasına öngörülmüş düzenlemeler çerçevesinde saygı duyanlar da çağdaş insanlardır.           

Yönetimlerin en önde gelen düşünce ve amacı bu tip insanların yetiştirilmesi olacaksa ilgili toplumların geleceği aydınlıktır, diyebiliriz.            

Çağdaş toplumu ve onu oluşturan çağdaş insan tipini genel hatlarıyla vermeye çalıştık. Şimdi, mutlu insanlardan oluşan huzurlu bir toplumda yaşayabilmenin en önemli kurallarından birisi olan, sağlıklı insan ilişkisine kısaca bakmaya çalışalım;            

Her bireyin aileden başlayan akraba, komşu, hemşeri, iş, okul kısaca yaşam çevresi arkadaşı ya da tanıdık ve vatandaş kavramına kadar uzanan, yaşamını olumlu, olumsuz direkt olarak etkileyen insanlarla birebir ya da dolaylı ilişkisi kaçınılmazdır.             

Çalışmak, kazanmak, sorumluluklarını en iyi biçimde yerine getirmesi zorunlu olan insanın yükümlülüklerini istediği biçimde gerçekleştirebilmesi büyük oranda ve bu anlamda insan ilişkilerine bağlıdır. Her olayda muhatabının haklarına saygı duyabilen,” özellikle çıkar söz konusu olduğu durumlarda kendisini karşısındakinin yerine koyabilenlerin” başarılı olabilmeleri oldukça kolaylaşacaktır.              

Anlayışlar farklı olacaktır. Önemli olan kurallara, düzenlemelere saygılı olabilmektir. İşte bu yaklaşımdır huzurlu, mutlu yaşamanın ve kalkınmanın anahtarı.                 

 İnsan duygusu, kültürü, yetiştiği ortam ve atmosferi ortak yaşamış insanlara daha yakın ve sıcak bakar.             

İnsan haklarını kabullenmiş ve saygılı olanlar, duyguları, yaşam kültürü ve anlayışının da desteği ile akrabadan başlayarak zaman içerisinde yaşamı ortak kıldığı insanlarla daha iyi ve kolay anlaşırlar. Birbirinden teklifsiz ve emin oluşları iş yaşamının özgürlük atmosferini daha çok genişletir, stressiz, kuşkunun yer almadığı bir çalışma ortam sağlanmıştır.                    

Olanaklar genişledikçe dar çerçeveden çıkış ve açılım yine yakın çevre insanını akla getirmelidir. Haklara karşılıklı saygı çerçevesinde , tanışık ve kültürde ortak olanların birlikte yürümeleri tercih edilmelidir.   

Birliği, edinimleri ve her çeşit birikimi yok eden kurnazlık, bencillik, kötü niyet önünde sonunda taraflara zarar vereceğinden yasaklanmış eylemler olarak benimsenmelidir.                    

Bu anlamda ve yaşamın her alanında hemşerileri anımsamak, öncelikli kabul etmek en sağlıklı olanıdır diyebiliriz.                  

Uçhisarlıların bu anlayışla hareket edecekleri, birlik içerisinde sevgiyle, hemşerilik saygısıyla çevresine ve herkese örnek olacağından kuşku   duymuyoruz.                                                                                                

                                                                        

Mehmet ATILGAN    

ANKARA-2011         


2189 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

ÇOK GÜZEL     01/06/2011 10:54

Mehmet abi eline sağlık. Konusu itibariyle verilmek istenilen mesaj çok güzel.. Çağdaş toplumlarda birbirine saygılı karşılıklı ilişkilerin gelişmesinde insan olgusunun yanında, gerek karşılıklı ilişkilerin sağlıklı bir şekilde gelişimi ve gerekse hemşehriliğe dayalı ilişkilerdeki devamlılığın sağlanmasında, bu amaçla kurulan örgütlerinde önemini büyüktür.
ABDULLAH OKKIRAN

teşekkür     31/05/2011 23:49

mehmet abi çok beğendim başarılar.
sebahat erdoğan berber

Yazarın diğer yazıları

ÖYKÜLER- 5 (KUTSAL IŞIK) - 03/04/2017
Köylerinin üç tarafı aynı yükseklikte üç dağ ile çevrili idi. Köyden birileri düşündüler
ÖYKÜLER 4 - " ACI HAYAT" - 26/10/2016
İsteksiz bir ruh hali adeta çökmüştü üzerine. Anımsadıkları,bir duygu boşalmasını tetikliyordu.
UÇHİSAR İÇİN - 15 "Masalcı Teyze" - 30/03/2016
“ Bir varmış, bir yokmuş Bunun demesi pek çokmuş Evvel zaman içinde,
ÖYKÜLER -3 (KORKU) - 01/02/2016
Yanında tek dostu olarak bildiği arkadaşı ile söve taşının kenarına oturmuş, sokağın görünen en son noktasında beliren kişileri izliyordu. Arkadaşı her gün olduğu gibi
İZMİR BULUŞMASI- Rüya Gibi - 03/11/2015
Cep telefonunun sadece öngörülebildiği, televizyon yayınlarının siyah beyaz olarak ve programlı yayımlanabildiği yıllardı
OLMAZ OLMAZ -4 (Yeniden Anılar) - 10/06/2015
Dağcılık ya da maraton koşusu denebilir… Zaman, yaşamın sorumlulukları ile baş başa kaldığımız yıllar
TORUN - 20/04/2015
Anne baba, ağabey v.d. yani büyüklerin tamamı, çocuk yaşı denilebilecek çağımızda kişilik oluşumunun gerçekleşmesinde yardımcı ve tamamlayıcı öğelerdir diyebiliriz
KAYGI VE UMUT - 28/01/2015
Kar atıştırıyordu. Öncesi yağmurla başlayan, sonrasında her bir tanesi kolayca seçilebilen tiftmiş pamuk yumakçıkları.
UÇHİSAR İÇİN (14) - KALANLAR VE GİDENLER - 26/11/2014
Yıllar öncesi yaşananlar anılar olmuş, unutulanlar yok artık ama unutulmayanlar hayal dünyamızı süsler dururlar
 Devamı